Yoğun Meme Yapısı (Düz Meme)
Meme dokusu, süt üreten lobüller, sütü meme başına ileten kanallar (duktuslar) ve destekleyici yağ dokusu ile fibröz bağ dokusundan oluşmaktadır. Lobüller ve süt kanalları memenin yapısını oluşturur ve süt üretiminden sorumludur. Yağ ve fibröz dokular memeye şeklini verirken, bu ikilinin birleşimine “grandüler” yapı denir.
Bu durum tamamen genetik bir özelliktir. İşlevsel açıdan süt üretimi için, yoğun meme ile yağ dokusu ağırlıklı meme arasında bir fark yoktur. Bu, anormal bir durum değil, sık görülen yapısal bir özelliktir.
Yoğun meme dokusuna özellikle genç kadınlarda ve küçük meme yapılarında rastlanır. Ancak, bu durum tüm yaş gruplarında ve farklı meme yapılarında da görülebilir. Yaş ilerledikçe meme yoğunluğu azalır.
Yoğun memelerde kötü huylu kitlelerin gözden kaçma ihtimali vardır. Bunun nedeni, meme dokusunu oluşturan yapıların her birinin mamografide X (Röntgen) ışınını farklı oranlarda geçirme özelliğidir. Yağ dokusunun direnci düşük olduğu için, X ışınlarının büyük kısmı geçerek bu kısımların siyah görünmesine neden olur. Glandüler ve fibröz dokular ise daha dirençli oldukları için, X ışınlarının bir kısmını geçer; bu da bu dokuların gri/beyaz renkte görünmesine yol açar. Kanser dokusu yoğun bir yapı içerdiğinden, X ışınını çok düşük oranlarda geçirir ve gri/beyaz görünür. Yoğun memelerde kitlelerin gözden kaçmasının temel nedeni budur.
Yoğun meme dokusu varlığı, orta düzeyde bir risk artışı anlamına gelir. Diğer risk faktörleri de göz önüne alınarak, tarama süreci radyolog tarafından belirlenir. Meme yoğunluğuna bağlı olarak, mammografiyle tarama devam edebileceği gibi, meme ultrasonografisi ve meme MR incelemesi de gerçekleştirilebilir.
Yoğun meme dokusu varlığı; yaş, erken adet, geç menopoz, ailede meme kanseri öyküsü ya da BRCA gen mutasyonu gibi diğer risk faktörleri göz önüne alındığında yüksek bir risk oluşturmaz.
Yoğun dens meme ile ilgili genel özellikler
- Yoğun meme mammografide hatalı yorumlamalara yol açabilir.
- Menopoz sonrası kadınlarda görülme oranı azalır.
- Mammografiye ek olarak ya da direkt olarak meme ultrasonografisi tercih edilebilir.
- Kanser riski normal yoğunluktaki memeye göre 4-6 kat fazladır.
- Mammografide normal meme dokusunda kanser saptama oranı %98 iken, yoğun memede bu oran %48’dir.
- Kanserin tekrarlama olasılığı, yoğun memelerde daha yüksektir.
Meme yoğunluğu yalnızca mammografi ile belirlenebilir. Muayene veya ultrasonografi ile meme yoğunluğu hakkında karar verilemez. Radyologlar tarafından iki BIRADS (Breast Imaging Reporting and Data System) skalası kullanılır ve ACR (American College of Radiology) BIRADS skalası meme yoğunluk değerleri şu şekildedir:
- Tip 1 = Yağlı Doku: Neredeyse tamamen yağ dokusundan oluşan meme; mamografi sonuçları en küçük tümörleri bile gösterebilecek kadar hassastır.
- Tip 2 = Seyrek Fibroglandular Doku: Yağ dokusu içinde bir miktar glandüler ve fibroz doku barındıran meme; hassasiyette minör bir azalma vardır.
- Tip 3 = Heterojen Yoğunlukta Doku: Glandüler ve fibroz dokunun daha fazla olduğu ve küçük lezyonların görülmesinin zorlaştığı meme; orta düzey hassasiyetle sonuç alınmıştır.
- Tip 4 = Oldukça Yoğun Doku: Mamografide büyük ölçüde glandüler ve fibröz dokulardan oluşan ve kitlelerin gözden kaçabileceği meme; düşük hassasiyetle sonuç alınmıştır.
Tip 3 ve 4 memeler yoğun (dens) meme olarak kabul edilir.
Diğer BIRADS skalası mamografi sonuçlarını kategorize eder. Genellikle raporlar bu skalayı dikkate alır:
- 0 = Ek görüntülemeye ihtiyaç vardır.
- 1 = Negatif.
- 2 = İyi huylu görünmektedir.
- 3 = Muhtemelen iyi huyludur; kısa dönem takibi önerilmektedir.
- 4 = Anormal hücre şüphesi vardır; biyopsi önerilir.
- 5 = Kötü huylu olma olasılığı yüksektir.
- 6 = Kanıtlanmış kötü huylu tümör.
Son güncellenme tarihi: 10 Mart 2016
Yayınlanma tarihi: 03 Ekim 2016
