BlogSeçtiklerimizTakviyeler (Suplementler)Vitaminler

Vitaminler hakkında doğru bilinen yanlışlar

Vitaminler ve takviyeler bugün hiç olmadığı kadar popüler. Ama vitaminler hakkında bildiklerimizin ne kadarı doğru? Batıl inançları, efsaneleri ve yanlış bilinenleri bu yazımızda ele alıyoruz.

Vitamin takviye sektörünün yüz milyar dolarları bulan büyük bir sektöre dönüştüğü tahmin ediliyor.

Yapılan bazı çalışmalarda yetişkin kişilerin neredeyse her 3 kişiden 1’inin multivitamin takviyesi aldığı gösterilmiş.

Tabi ki insanlar anlaşılabilir sebeplerle sağlıklı ve hastalıktan uzak olmak isterler. Her gün nispeten kolay bir ilacı yutmak, sağlıklı ve uzun bir yaşam şanslarını artırıyorsa, takviyelerin popüler olması da şaşırtıcı değildir.

İyi yaşama arzusunu, zinde vücutlar ve mükemmel gülümsemelerle dolu iddialı pazarlama kampanyasıyla birleştirdiğinizde, takviyelerin raflardan taştığı tabloyu görmek beklenen bir durum.

Devam etmeden önce, takviyelerin bazı insanlar için önemli olduğunu da ayrıca belirtmek önemlidir. Örneğin; çocuk doğurma yaşındaki kadınlara folik asit takviyesi sağlık otoritelerinin tavsiye ettiği bir uygulamadır.

Benzer şekilde, soğuk ve güneşli günleri az olan bölgelerde yaşayan insanlar için D vitamini, önemli bir takviye olabilir.

Doktorunuz sizden herhangi bir vitamin takviyesi almanızı istediyse, tavsiye ettiği şekilde kullanmanız önemlidir.

Ancak, genel olarak, dengeli bir diyetle beslenen sağlık sorunları olmayan kişiler için, bu vitamin takviyelerinin çoğunluğu gerekli değildir.

 Bu ürünler bilim ve pazarlamanın kesişim noktasında yer aldığından, faydaları hakkında bazı yanlış yorumlamaların olması da sıklıkla ticari sebepledir.

1. Fazla vitamin kullanmak her zaman daha iyidir

Vitaminler söz konusu olduğunda, daha fazlası her zaman daha iyi değildir. Hatta, daha fazlası bazen tehlikeli bile olabilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Migren ağrılarını azaltan vitaminler ve mineraller

Örneğin; Fazla miktarda C vitamini, vücudun ihtiyaç duyduğu bir metal olan bakırın emilimini etkileyebilir. Çok fazla fosfor da vücudun kalsiyum emilimini engelleyebilir. Vücut yüksek dozlarda A, D ve K gibi yağda eriyen vitaminleri depolar ve bunlar çok fazla alındığında toksik seviyelere ulaşabilir.

Ek olarak, çok fazla C vitamini veya kalsiyum ishale ve mide ağrısına neden olabilir. Uzun süreler fazla dozda D vitamini almak, hiperkalsemi olarak bilinen vücutta kalsiyum birikmesine neden olabilir . Hiperkalsemi kemikleri zayıflatabilir, kalbe ve böbreklere zarar verebilir.

2. Etikette ‘doğal’ yazıyorsa, güvenlidir

Ne yazık ki, “doğal” tabiri, bir takviyenin güvenliği veya etkinliği için oldukça anlamsızdır. Uç bir örnek vermek gerekirse, siyanür de eğrelti otlarının ürettiği doğal bir bileşiktir. Ancak tabii ki, herhangi bir takviyenin siyanür içermesini önermiyoruz!

Bazı doğal bitki bileşiklerinin tıbbi özellikleri vardır, Örneğin, karahindiba kökleri ishale yol açarken, karahindiba yaprakları ise idrar söktürücüdür.

Ayrıca önemli bir konu da tükettiğiniz son üründe ne kadar bitki bileşiğinin kaldığıdır. Minimal bir miktarda olableceği gibi çok yoğun konsantrasyonda bulunarak zararlı etkiler de gösterebilir.

3. Kullandığımız diğer ilaçlarla birlikte bu takviyeleri almanın zararı yoktur

Genellikle takviyelerin reçeteye ihtiyacı olmadığından ve birçoğu “doğal” olduklarını iddia ettiğinden, reçeteli ilaçlarla etkileşime giremeyeceklerine dair yaygın bir yanlış düşünce vardır.

Doğrusu, bu ürünlerin bir çoğu, diğer ilaçlarla etkileşime girebilecek aktif maddeler içerir. Bu nedenle takviyeler, ilaçların etkilerini artırabilir veya azaltabilir.

Özellikle magnezyum, sarı kantaron, demir, kalsiyum ve ginkgo içeren takviyeler en fazla sayıda potansiyel etkileşime sahip takviyelerdir.

Maalesef, Bitkisel veya Besin takviyelerinin doktor kontrolü olmadan kullanılması olası sorunları daha da artırmaktadır.

4. Vitamin ve mineral takviyeleri kalp sağlığını korur 

Vitamin ve mineral takviyesi almanın kalplerimizi koruyacağı fikri yaygın bir düşünce olsa da, 2018’de yayınlanan geniş bir araştırmada önemli bir faydasının olduğuna dair ciddi bir kanıt bulunamadı. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Geçmeyen Yorgunluğunuzun Nedeni D Vitamini Olabilir

5. C vitamini soğuk algınlığını önler

Bu “herkesin ortak görüşü” bir doğruluk payı içerse de, C vitamininin soğuk algınlığını önleyebileceğine dair kanıtlar zayıftır.

Bilim adamları, C vitamini takviyesinin genel popülasyonda soğuk algınlığını önlemediğini buldular. 

Bununla birlikte, semptomların şiddetini ve süresini azalttığı sonucuna varmışlardır.

6. D vitamini kanseri önler

Bilim adamları, D vitamininin kanseri azaltmaya veya tedavi etmeye yardımcı olup olmayacağını araştırmak için çok sayıda çalışma yürütmüş ancak D vitamininin antikanser etkisinin olup olmadığı konusunda hala bir fikir birliği sağlanamamıştır.

Bununla birlikte, bazı araştırmalar, düşük D vitamini seviyeleri ile daha yüksek kolorektal kanser riski arasında bir bağlantı bulsa da diğer araştırmalar bu sonucu desteklemedi.

7. Probiyotikler ve Prebiyotikler herşeyi tedavi eder

Son yıllarda, bağırsak sağlığını iyileştirdiğini iddia eden çok sayıda probiyotik ve prebiyotiklerin yükselişine hepimiz şahit olmuşuzdur.

Probiyotikler, mikroorganizmalar içeren gıdalar veya takviyelerdir,

Prebiyotikler ise bağırsak bakterilerini desteklemek için tasarlanmış bileşikler içeren gıda veya takviyelerdir.

Bağırsak bakterilerinin sağlık için hayati önem taşıdığına şüphe yoktur. Mikrobiyomi bilimi hala nispeten genç olsa da hipertansiyon ,şeker hastalığı ve depresyon konusunda rolleri ile şimdiden gündemde.

Mikrobiyom ve sağlık arasındaki ilişkiyi anlamamıza hala büyük uçurumlar olsa da, bu yeni alanın kanıtladığı en önemli gerçek, inanılmaz derecede karmaşık olduğudur.

Bilim adamları probiyotiklerin, bazı antibiyotiklerin alınmasıyla ilişkili ishalin azaltılması ve irritabl bağırsak sendromunun (IBS) bazı semptomlarının hafifletilmesi dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yardımcı olabileceği. Bununla beraber, birkaç özel durum hariç probiyotiklerin veya prebiyotiklerin sağlığa faydalı olabileceğine dair kanıt çok az sayıdadır.

Şu anda, probiyotiklerin ve prebiyotiklerin satışı ağırlıkla “bağırsak sağlığı” ve “sindirim sağlığı” gibi belirsiz terimler kullanılarak yapılmaktadır.

8. Antioksidanlar ömrü uzatır

Oksidasyon, insan vücudundaki birçok işlemin bir parçası olarak meydana gelen kimyasal bir reaksiyondur. Oksidasyon sonucunda kimyasal olarak hücrelere zarar verebilen serbest radikaller üretilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Havuç: Rengiyle Işıldayan Sağlık Hazinesi

Antioksidanlar oksidasyonu önleyen bileşiklerdir ve bunlar C vitamini, E vitamini, selenyum ve beta karoten gibi karotenoidlerdir.

Genel olarak, meyve ve sebzeler antioksidanlar açısından zengindir. 

“Bazı araştırmalar, daha fazla sebze ve meyve tüketen kişilerin çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir; ancak bu sonuçların sebze ve meyvelerdeki antioksidan miktarıyla mı, bu gıdaların diğer bileşenleriyle mi, insanların diyetlerindeki diğer faktörlerle mi yoksa diğer yaşam tarzı seçimleriyle mi ilgili olduğu açık değildir ve bu konuda kesin bir fikir birliği yoktur.

Sonuç olarak

Vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sağlık için hayati öneme sahiptirler ve sıklıkla günlük ihtiyacı karşılamak için çeşitli ve sağlıklı beslenme yeterli olacaktır.

Girişte anlatıldığı gibi, özel durumlarda ihtiyaç halinde kullanımı hariç, takviyenin faydalı olmadığı, şirketlerin pazarlama ürünlerine şüpheyle bakmak ve sadece sağlık profesyonellerinin tavsiyesi ile kullanmak doğru bir yaklaşım olacaktır.

İlgili: Yaygın Olarak görülen 7 Vitamin Ve Mineral Eksikliği